İmza ver, 8-9 Mart'ta İstanbul'da düzenlenecek IV. Nükleer Santraller Zirvesi'ne karşı sen de sesini duyur!




veya bizimle kısa bir nükleer enerji yolculuğuna çık

BAŞLA
                     
                     




İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra birçok nükleer reaktör çalışmaya başladı.

Sence kaç tanesi sen doğduktan sonra inşa edildi?

Doğum tarihini gir,
birlikte hesaplayalım.


Lütfen doğum yılını gir.






Doğduğundan beri 0 nükleer reaktör daha birer saatli bomba gibi dünyanın kucağında oturmaya başladı. Bu yüzden de her on yıl kendine özgü kimliğiyle birlikte bir felaketin anısını taşıyor.



“BAŞLANGIÇTA HER ŞEY BÜYÜK, BEYAZ BİR MANTAR BULUTUYDU.”

Bu büyük patlama aklına ne getiriyor?










1950’ler Dünya Rock’n Roll’la tanıştı. Elvis Presley ve Marilyn Monroe akılları başlardan aldı. Radyolar ilk defa taşınabilir hale gelirken Rusya’da ilk nükleer santral açıldı. İlk nükleer felaket için de uzun süre beklemek gerekmedi: 1957’de Mayak Nükleer Santrali’nde yaşanan patlama 470.000 kişinin radyasyona maruz kalmasına neden oldu. Bölgedeki radyasyona bağlı ölümler 1990’lara kadar devam etti.

1960’lar İnsanlık Ay’a adım attı. The Beatles ve bikininin icadı akılları başlardan aldı. Aşk Yazı popüler kültürün kaderini sonsuza kadar değiştirirken 1960’ta ABD’deki Waltz Mill Nükleer Santrali’nin çekirdeği eridi ve bölgedeki 7,5 milyon litre suya bulaştı. Bu suyun bir kısmı bataklığa, kalanı su kaynaklarına ve toprağa sızdı. Bölgede temizlik çalışmaları bugün bile devam ediyor.

1970’ler Disko ve Funk yılları. Uzay denilince akla Star Wars gelmeye başladı. Walkman’ler herkese kendi kişisel filminin film müziğini sunarken 1978’de ABD’nin New York eyaletindeki Three-Mile Island felaketinde 2 milyon kişi radyasyona maruz kaldı. ABD, bu kazanın ardından, 39 yıldır topraklarında nükleer santral inşa etmedi.

1980’ler Marty ve Doktor Brown, Gray's Spor Almanak’ının peşinden koşarken Michael Jackson ve Madonna akılları başlardan aldı. Kişisel bilgisayarlar masalardaki yerlerini almaya başlarken Sovyetler Birliği’nde tarihin en büyük nükleer kazası gerçekleşti: Çernobil Nükleer Santrali patladı, Avrupa’nın büyük bölümüne ve Türkiye’ye radyoaktif serpinti yayıldı. Kurtarma ve temizleme çalışmaları için şu ana kadar 235 milyar dolar harcandı. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen risk hala devam ediyor. 586.000 kişinin radyasyondan direkt olarak etkilendiği tahmin ediliyor. Kansere bağlı dolaylı ölümlerin ise sayısı bile bilinmiyor.

1990’lar “Soğuk Savaş” sona erdi. Sörf yapmak internet sayesinde farklı bir anlam kazandı. Boyband’ler, Girlband’ler, discman’lar aracılığıyla etrafımızda dönmeye başladı. Mobil telefonlar ceplerdeki yerlerini alırken Türkiye’nin nükleer karşıtı mücadelesi doruğa ulaştı. 1976’dan bu yana kurulmaya çabalanan, Çernobil felaketinin başmimarı Rosatom’la iş birliği yapılarak tekrar hayatlarımıza sokulmaya çalışılan, Akkuyu Nükleer Santrali halkın olağanüstü tepkisi karşısında iptal edildi.

2000’ler MySpace Facebook’a evrildi, sosyal medya tekerlek kadar uzun süredir oradaymış gibi hayatlarımıza girdi. Akıllı telefonlar ceplerdeki yerlerini alırken Japonya’da dünyanın ikinci en büyük nükleer felaketi meydana geldi. Japonya’daki şiddetli deprem tsunami’ye sebep oldu, doğal afetin şiddetine hazır olmayan Fukuşima’da reaktörlerin çekirdekleri eridi ve patladı. Toplam 470.000 kişinin tahliye edildiği felakette okyanusa karışan serpinti Kuzey Amerika’ya kadar ulaştı. Reaktör, toprak ve suyu kirletmeye günümüzde de devam ediyor.







D E V A M

           
           






Evet, dünya nükleer santrallerle dolu.



Birçok ülkenin geçmişte nükleer santraller sayesinde kalkındığı söyleniyor. Nükleer santral deyince aklına hangi ülkeler geliyor?





Ama bu kazaların sebebi kullanılan eski teknolojilerdi! Artık teknoloji ilerlemedi mi?

Evet, aradan geçen yıllarda teknoloji uzun adımlar attı, ama o teknolojiyi kullananlar o kadar da büyük bir değişim geçirmedi.




Hepimiz son teknoloji ürünü mobil uygulamaları kullanarak en küçük detayını bile belirleyebildiğimiz online siparişler veriyoruz. Sence, son bir yıl içinde verdiğin siparişlerden kaç tanesi yanlış veya eksik geldi?





Söz konusu nükleer enerji olduğunda 1 (BİR) dalgınlık, 1 (BİR) yanlış hesap bile geri dönülmez sonuçlar doğması için yeterli.



D E V A M

           
           









“Ya ne derseniz deyin, süper güç adayı ülkemizin nükleer santrale ihtiyacı var!” dediğini duyar gibiyim. Peki, senin hayatın için senin adına karar verecek bu kurumların hangileri olduğundan bahsedelim mi?

Bakanlıklar
Çok yapıcı ve pozitif bir anlayışa sahipler. Şirketlere vermedikleri izin, onaylamadıkları proje yok. ÇED olumlu istatistikleri oldukça istikrarlı, %95-%99 arasında seyrediyor.
Bakan Bey
Adı, görev aldığı tarih pek de önemli değil. Nükleer enerji gündemde oldukça gülümseyerek çayını karıştıran bir Bakan Bey hep var olacak.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu
Şeffaflık notu sıfır. Ama yine de nükleer enerjide otorite olduğunu ve irademizi temsil ettiğini iddia ediyor.
Nükleer Enerji İhraç Eden Yabancı Şirketler
Hepsi Türkiye dostu, kar etmek gibi bir amaçları yok. Tek amaçları Türkiye’nin büyümesi. En ufak bir sorumluluk almaları istendiğinde ortadan kaybolmasalar her şer kusursuz olacak.



D E V A M

           
           






Bir dakika, bir dakika, bir dakika!

Yabancı mı dediniz? Santrallerimiz...


Peki çözüm ne?

Konu enerji olduğunda nostaljiden kurtulmanın yolu nedir?





Nükleer enerji ve yerini tutacak alternatifler ile ilgili söylenecek çok şey var:

Enerji Verimliliği
Türkiye ihtiyacı olan enerjiyi karşılamak için enerji verimliliği uygulamalarını devreye alarak %25’lik bir tasarruf sağlayabilir. Bu tasarruf bir değil, iki nükleer santralin üreteceği enerjiye eş değer.
Enerji Üretimi
İkinci aşama Türkiye’nin eşsiz yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması. Yerinde üretimi destekleyecek bu enerji kaynakları, dengeli bir karışımla, Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamakla kalmaz, dışa bağımlığı da sonsuza kadar bitirir. Burada da güneş enerjisi hayati rol oynayabilir.
Güneş Enerjisi
Türkiye, yıllık 2.700 saatlik güneşlenme süresiyle nükleer enerjiye ihtiyaç duymayacak kadar zengin bir ülke. Ayrıca güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyetleri hızla düşüyor. Yalnızca 2008’den bu yana güneş paneli fiyatları %80 ucuzladı. Bu düşüşün önümüzdeki 10 yılda devam etmesi bekleniyor.

Güneşten elektrik üretmenin maliyeti, dünyanın birçok ülkesinde nükleer üretim ile eş değer. Ancak, kısa bir süre içerisinde güneşten enerji üretmenin en ucuz yöntem haline gelmesi bekleniyor. Güneş enerjisi insan sağlığını ve çevreyi tehdit etmiyor. Herhangi bir yakıt ihtiyacı olmadığı için enerji bağımsızlığı ve ekonomik istikrar sağlıyor. İstihdam ve teknolojik fırsatları ile daha güçlü bir ülke, daha güçlü bireyler yaratıyor.




İMZALA

KAMPANYAYI İMZALA


1970’lerden beri devam eden Akkuyu’da nükleer santral nostaljisini geçmişte bırakalım.

Facebook ile Katıl


veya


Greenpeace Akdeniz'in kampanya ve destek amaçlı bilgilendirmelerinden haberdar olmak istiyorum:

İMZALA