<img height="1" width="1" style="display:none" src="https://www.facebook.com/tr?id=642928608683641&amp;ev=PageView&amp;noscript=1">

logo-greenpeace-white

Plastik kirliliğine karşı son adımı birlikte atalım.

Plastik kirliliği

Sadece 3 Nisan'a kadar süremiz var. Son tarih: 3 Nisan 2026

Neden önemli?

Plastikler, üretildiği andan itibaren yüzyıllarca doğada kalıyor. Okyanuslara, toprağa, içme suyumuza ve sonunda bedenlerimize karışıyor. Bilim insanları mikroplastikleri insan kanında, anne sütünde ve hatta anne karnındaki bebeklerde tespit etti. Doğmamış bir bebek bile bu kirliliği taşıyorsa, beklemenin hiçbir mazereti kalmıyor.

Şu an ne oluyor?

Yıllardır verdiğimiz mücadele sonuç verdi: Bakanlık, tek kullanımlık plastikleri yasaklayan bir yönetmelik taslağı hazırladı. Bu tarihi bir adım ama henüz gerçek bir çözüm değil.

Musluk kısılıyor, kapatılmıyor.

3 Nisan'a kadar bunu değiştirme şansımız var. Sadece 3 Nisan'a kadar.

Taslakta iki kritik eksik var:

⛔ Üretim yasaklanmıyor. Yalnızca piyasaya sürüm kısıtlanacak. Fabrikalar üretmeye devam ettikçe sızıntılar da devam edecek.

⛔ Şirketler sorumlu tutulmuyor. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) mekanizması taslakta yer almıyor. Kirliliğin bedelini vatandaşlar ödeyecek, üreticiler değil.

İmzalayınca ne olacak?

1. İmzan, Greenpeace'in hazırladığı resmi görüş metnine eklenecek. Bu metin, üretim yasağı takvimini ve EPR maddelerini yönetmeliğe ekletmeyi talep ediyor.

2. 3 Nisan'da tüm imzalar toplu olarak Bakanlığa resmi yollarla teslim edilecek. Bu yasal bir süreç: Bakanlık, görüş bildirme döneminde gelen tüm talepleri kayıt altına almak zorunda.

3. Karar alıcılar yalnızca sektör temsilcilerinin değil, yüz binlerce vatandaşın sesini duymuş olacak.

Türkiye bu yıl COP31'e ev sahipliği yapacak. Gerçek bir iklim öncülüğü ancak plastiği kaynağında kesen, endüstriyi hesap vermeye zorlayan yasalarla mümkün.

700.000'den fazla kişi bu kampanyayı daha önce destekledi. Şimdi bir adım daha atma zamanı.

İmzanla fark yarat.

Hazırladığımız görüş metnini imzala. 3 Nisan'da yüz binlerin ortak talebi olarak Bakanlığa teslim edelim. Bu işi yarım bırakmayalım.

📄 Bakanlığa sunulacak resmi görüş metnini oku

Taslağın Geneli Üzerindeki Görüş ve Değerlendirme

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan bu yönetmelik taslağını plastik kirliliğiyle mücadelede atılmış son derece önemli bir adım olarak görüyoruz. Tek kullanımlık plastiklerin doğamız, denizlerimiz ve insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltma hedefiyle piyasaya arz yasağı getirilmesini takdirle karşılıyor ve destekliyoruz.

Bununla birlikte, bu kıymetli adımın tam anlamıyla kalıcı bir çözüme dönüşebilmesi ve uluslararası uygulamalara (özellikle yaklaşan COP31 sürecinde) uygun bir model teşkil edebilmesi için taslağın iki temel alanda güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz:

1. Üretim Yasağı

Taslak yalnızca "piyasaya arzı" yasaklamakta, üretimi durdurmamaktadır. Üretim bantlarının çalışmaya devam etmesi, denetimi zorlaştıracak, yurt içi sızıntılara zemin hazırlayabilecek ve küresel plastik krizini beslemeye devam edecektir. Piyasaya arz yasağının, kademeli bir "üretim yasağı" takvimi ile desteklenmesi elzemdir.

2. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR)

Kirliliğin ve atık yönetiminin maliyeti kamu kurumlarının ve halkın omuzlarında kalmamalıdır. "Kirleten öder" prensibi gereği, şirketlerin ürünlerinin toplanma, temizlenme ve bertaraf maliyetlerini üstleneceği yasal bir EPR mekanizması bu metne gecikmeksizin dahil edilmelidir.


Madde 5 – Öneri/Teklif Metni

1/9/2026 tarihinden itibaren, okso-bozunur plastik ürünler ile aşağıda listelenen tek kullanımlık plastik ürünler piyasaya arz edilemez ve ilgili bakanlıklarla eşgüdüm içerisinde belirlenecek takvim uyarınca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde üretilemez; söz konusu üretim yasağı takvimi, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde belirlenerek yayımlanır.

Eklenecek Yeni Madde – EPR

Bu Yönetmelik kapsamındaki ürünlerin üreticileri; ürünlerinin atık hâle gelmesinin ardından toplanması, taşınması, arıtılması ve bertarafı ile çevreye atılmasından kaynaklanan kirliliğin temizlenmesi maliyetlerini, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3. maddesi (g) bendi ve 11. maddesi uyarınca karşılamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklere ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrı bir Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) yönetmeliğiyle düzenlenir. Ancak söz konusu yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar bu Yönetmelik kapsamındaki ürünler için EPR yükümlülükleri doğrudan bu madde uyarınca uygulanır.

Şimdiye kadar kişi imzaladı

Şimdiye kadar kişi imzaladı

Plastik kirliliğine karşı son adımı birlikte atalım.

Plastik kirliliği

Sadece 3 Nisan'a kadar süremiz var. Son tarih: 3 Nisan 2026

Neden önemli?

Plastikler, üretildiği andan itibaren yüzyıllarca doğada kalıyor. Okyanuslara, toprağa, içme suyumuza ve sonunda bedenlerimize karışıyor. Bilim insanları mikroplastikleri insan kanında, anne sütünde ve hatta anne karnındaki bebeklerde tespit etti. Doğmamış bir bebek bile bu kirliliği taşıyorsa, beklemenin hiçbir mazereti kalmıyor.

Şu an ne oluyor?

Yıllardır verdiğimiz mücadele sonuç verdi: Bakanlık, tek kullanımlık plastikleri yasaklayan bir yönetmelik taslağı hazırladı. Bu tarihi bir adım ama henüz gerçek bir çözüm değil.

Musluk kısılıyor, kapatılmıyor.

3 Nisan'a kadar bunu değiştirme şansımız var. Sadece 3 Nisan'a kadar.

Taslakta iki kritik eksik var:

⛔ Üretim yasaklanmıyor. Yalnızca piyasaya sürüm kısıtlanacak. Fabrikalar üretmeye devam ettikçe sızıntılar da devam edecek.

⛔ Şirketler sorumlu tutulmuyor. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) mekanizması taslakta yer almıyor. Kirliliğin bedelini vatandaşlar ödeyecek, üreticiler değil.

İmzalayınca ne olacak?

1. İmzan, Greenpeace'in hazırladığı resmi görüş metnine eklenecek. Bu metin, üretim yasağı takvimini ve EPR maddelerini yönetmeliğe ekletmeyi talep ediyor.

2. 3 Nisan'da tüm imzalar toplu olarak Bakanlığa resmi yollarla teslim edilecek. Bu yasal bir süreç: Bakanlık, görüş bildirme döneminde gelen tüm talepleri kayıt altına almak zorunda.

3. Karar alıcılar yalnızca sektör temsilcilerinin değil, yüz binlerce vatandaşın sesini duymuş olacak.

Türkiye bu yıl COP31'e ev sahipliği yapacak. Gerçek bir iklim öncülüğü ancak plastiği kaynağında kesen, endüstriyi hesap vermeye zorlayan yasalarla mümkün.

700.000'den fazla kişi bu kampanyayı daha önce destekledi. Şimdi bir adım daha atma zamanı.

İmzanla fark yarat.

Hazırladığımız görüş metnini imzala. 3 Nisan'da yüz binlerin ortak talebi olarak Bakanlığa teslim edelim. Bu işi yarım bırakmayalım.